12 Kasım 2010 Cuma

Rol yapma oyunlarında karakterini gerçek kılmak ve o role bürünebilmek adına karaktere çok fazla ayrıntı eklersin, iyi ve kötü alışkanlıklar, takıntılar hatta hayalkırıklıkları. Ben bu durumun aslında gerçek hayatın özeti olduğuna inanırım. Bir çizgi doğrultusunda akıp giden bir yaşamın dünyaya bırakabileceği bir iz olmadığını düşünürüm mesela. Yüzdeki bir kırışıklık, eldeki bir yara izi , tebessümdeki bir hüzün, bir tel beyaz saç ya da sesteki bir çataldır yaşadığının ispatı. Bu izleri var eden ise küçücük ayrıntılardır belki de .Bir sinir anı, bir ayrılık acısı , bir can yanığı ya da durduk yere akla düşen ve gülümseten birkaç saniyelik bir anı. Yaşadığımız an önemsiz gelen , hatırlandığında geçtiğimiz bir dönemeç olduğunu fark ettiğimiz yaşanmışlıklar.

2 yorum:

  1. rol yapma oyunlarının güzelliği de aslında, gerçek hayattakinden farklı olarak, her kalp kırıklığını, her yara izini, her korkunu, her tiksintini, beyaz saç tellerini, boyunu, burnunun şeklini, gözünün rengini... kısaca oynamak istediğin karakteri senin belirlemende.
    burada ise sana verilen premade karakter kağıdıyla oynamakla yükümlüsün. yaralarının çoğu istemeden açılmıştır. saçların istediğin için beyazlamaz, gözlerin, boyun, sakalın, ten rengin, burnun... hiç birini sen seçmezsin. ve bundandır ki çoğu kişi güzel zarlar atmış olsa bile eline tutuşturulmuş karakter kağıdından pek de hoşnut olmaz. sonuçta oyun one shot değil 80 yıla kadar sürüyor ve yeni karakter yaratıp oyuna tekrar girebiliyor muyuz, DM söylemiyor.

    YanıtlaSil
  2. Nedense Dm zarları da hep iyi geliyor.

    YanıtlaSil