6 Ocak 2011 Perşembe

Hala her veda içimi acıtıyor. Oysa ki kendimi bildim bileli bana öğretilen şeydir veda etmek. Bir taraftayken, diğer tarafını özlemenin acısına katlanmak. Bana ağlama dediler hep. Ağlama yine görürsün, yine sarılırsın, yine yanında olursun. Kimsenin söylemediği-belki bilemediği- belki söylemeyemediği şey ise tekrar gittiğinde asla bıraktığın insanla karşılamazsın. Hep biraz daha yaşalanmış, değişmiş, yorulmuş ve uzaklaşmış bulursun sevdiğini. Hep o araya giren mesafe ruhları da birbirinden uzaklaştırır. Ben odası değil bavulları olan bir çocuktum. hep dar vakitlerde sevdim insanları , onlar da beni. Özlemek sevgi gibi normal bir histi zaten pek de bir anlamı kalmadı. Birçok evin arasında hiç yuva bulamayan küçük bir kız çocuğuyum ben. Yine bavullarını toplayan. Bundandır herhalde yolculuklardan nefret etmem bundandır hep tek kişilik koltuklara mahkumiyetim. Ve bundandır yanımda oturan her kimse görmemezlikten gelmem. Çünkü bilirim diğer durakta yine ben ve boş pencere olacak . Yine hareket vakti geldi yine içimde bir karartı. Yine gülümsemelere saklıyorum gözyaşlarımı. Çünkü belki de hiç itiraf etmesem de ben hala "çok kadın bir çocuğum"bir yazarın dediği gibi.