31 Temmuz 2010 Cumartesi

Kendime neden bunu yaptığımı gerçekten bilmiyorum. Bugün yine ağır bir migren krizi geçirdim. Neden? Neyi bekliyorum. Hayatımı düzene koymak için , önümde duranları almak için , ayağa kalmak için yıllardır sanki zaman öldürüyorum. 'o an ' gelene kadar bir yerde oturup bekliyorum. Asla gelmeyecek olanı bekliyorum. Gelse dahi hiçbir şeyi değiştirmeyecek olanı bekliyorum . Her gün her saat kendimle savaşıyorum. Bir kitapta güzel bir cümle okumuştum söyle diyordu kitabın kahramanı; ‎"sanki aynam kırılmıştı da, kendimi görebilmek için başkalarına bakmak zorunda kalmıştım" sanıyorum yıllardır bunu yapıyorum. O kadar uzun zaman geçmiş olacak ki aynada gördüğüm kadın kim bilmiyorum. Sadece çok özlüyorum. Kendimi çok özlüyorum. Çevrendekileri , dostları veya aileni hayal kırıklığına uğrattığında telafi için hep bir yol vardır. Peki kendin için?

22 Temmuz 2010 Perşembe


Değişim ne kadar da garip bir şey. Bir anda , sormadan sorgulamadan fark etmek artık eski sen olmadığını. O güne bakarak dünün yanlışlarını düzeltmek. Yanında gerçekten olmasını istediklerini ayıklayıp yarına saklamak. Uyanmak belki de, defalarca daha uyanacağın bir düşün içinde yeniden uyanmak. Daha çok gülümsemek , her gülümsemene biraz daha anının ağırlığını ekleyerek. Daha sakin olmak heyecanlar karşısında ve daha fevri olmak cahillerin iftiralarında. Daha çok susmak mıdır bizi büyüten? Daha çok susarak daha çok dinlemek. Dinlenen her şeyden küçük bir pay çalarak ilerlemek. Sözlerin;söyleyenleri temsil ettiğini bilerek onları tanımak. Ve susarak anlatmanın asaletini öğrenmek.