30 Ocak 2010 Cumartesi

yoksunluk

Yoksun olmanın bir çok çeşidi vardır biliyorum . Mesela bazı insanlar paradan yoksundur, bazı insanlar dostlardan yoksundur, bazıları aileden , bazıları aşktan , bazıları ise kendilerinden yoksundur. Belki de içlerinde en acı verici olanı kendilerinden yoksun olanlardır çünkü onlar nereye giderlerse gitsinler, kiminle olurlarsa olsunlar, ne yaparlarsa yapsınlar her şey aynıdır onlar için. Bir de kendilerinin farkında olanlar vardır. Kendilerini iyi tanırlar, en yakın arkadaşları ve aslında en büyük düşmanları da yine kendileridir. Çünkü bilirler; zayıf noktalarını , güçlü taraflarını, anılarını hayallerini , istediklerini reddedeceklerini. Bu tip insanlar çoğunlukla huysuz ruhlardır. Farkındadırlar yanlarındakinin orada olmaması gerektiğinin, yanlış yerde yanlış zamanda olduklarını. Çünkü ; onlar için hiçbir şey aynı değildir. Fark etmez sözünü onlardan nadiren duyarsınız , onlar önce kendilerine saygı duyarlar bundan dolayı da kendilerinin farkında olmayan hayalet bireylerin kalplerini kırarlar. Az insanın fark ettiği üzere o güçlü karakterleri hem çok kırılgandır, hem de çok güçlü. kırılgandır çünkü zorbalık, zorlamacılık , kabalık onların dünyasında yoktur. Dolayısıyla insanların sınırlarını böyle ilkelce suistimal etmelerine, hadlerini bilmemelerine dayanamazlar. Güçlüdürler çünkü; en yakın dostları, aileleri kendileridir. Bilirler ki düştüklerinde yine kendi kendilerine kalkacaklar, yorulduklarında kendi ellerinden tutacaklar.

26 Ocak 2010 Salı

Beklemek


Yaşamın değişmez döngüsü... Büyümeyi beklemek, başlamasını beklemek, bitmesini beklemek, kazanmayı beklemek , tatili beklemek , gelmesini beklemek , gitmeyi beklemek... Seçimsiz bir eylem bu. Yatağın içine girip uykunuzun gelebilmesini beklemek, gece yarısı sıkıntıdan sabahın doğması; günün uyanmasını ve her şeyin normalleşmesini beklemek, akşam olup evine gidebilmeyi beklemek ... Kendi hayatımızın kontrolünün ellerinizde olduğuna emin olduğumuz da bile ( ki bence bu durum herkesin inandığının aksine güçlü insanların bir algısı değildir. Çünkü hayatın farkına varabilenler bizlerin sadece ufak figüranlar olduğumuzu da anlayabilmişlerdir. ). Beklemekten nefret ediyorum . Tam vaktinde gelen birisinin bile hep geç kaldığını hissetmişimdir , çünkü siz onu tanımayı zaten yıllardır beklemişsinizdir. Ben bu aralar 25 yıl geç kalmış birisini bekliyorum .

6 Ocak 2010 Çarşamba

yanlış ve yalnız

ait olmadığın bir dünya da olma hissini sanıyorum hepimiz yaşamışızdır. sanki çevrenizdekiler yabancı ve bulunduğunuz yer geçici bir duraktır gibi. ancak bazen bu durum o kadar uzun sürer ki artık aynada gördüğünüz yüz bile size ait değilmiş gibi hissetmeye başlarsınız. ben napıyorum ben napıyorum ben yapıyorum.... sehirler arası bir bilet alıp saatinin gelmesi için terminalde beklemek gibi halim. biletin saatini yazmamışlar... gitmem gereken yer belirsiz sanki birisi benim koltuğumda hareket eden otobüsün içinden bana el sallarken ben o gördüğüm yabancıyı kıskanıyorum . uyanamadığım bir kabus gibi ....